Kişisel İnternet Sayfası

Avrupa Birliği’nin Polonya ve Macaristan Sancıları

Polonya ve Macaristan'ın Popülizmi Nereye?

“Şu anda yaşadığımız sürecin iki dünya savaşı arası döneme çok benzemesi beni adeta beynimden vuruyor.”[1] Fransa Cumhurbaşkanı’nın bu sözleri milliyetçilik duygusunun Avrupa’yı 1930’lu yıllara götüreceği endişelerinden kaynaklanıyor. Macron’a göre Avrupa Birliği (AB), birlik ve dayanışma duygusunu kaybetmekle karşı karşıya. Korkularla, milliyetçi savlarla ve ekonomik krizin sonuçlarıyla bölünmüş bir Avrupa’da, 1. Dünya Savaşı’ndan 1929 krizine kadar kıtanın hayatına egemen olan neredeyse her şey günümüzde yeniden canlandırılmaya başlanıyor. Şüphecilikle yoğrulan Avrupa’da popülizm giderek yükselirken söz konusu gelişmeler özellikle kurumsal boyutuyla Avrupa bütünleşmesinin mimarlarını endişeye sevk ediyor.

(…)

AB’nin Polonya ve Macaristan sancısının merkezinde AB normlarının yer aldığı, kısacası bu iki ülke tarafından AB Antlaşması’nın 2. Maddesi’nin ihlal edildiği iddiası bulunmaktadır. AB Komisyonu ve AB Parlamentosu’na göre Polonya ve Macaristan’da iktidara gelen aşırı sağ ve popülist hükümetler, yürürlüğe koydukları yasalarla AB’nin “demokratik hukuk devletlerinden oluşan bir topluluk” olma idealinin altını oymaktadır. Yasal bir bütünlük olarak AB’ye göre “üye devletler” AB Antlaşması’nın 49. Maddesi gereğince “2. Madde’de ifade edilen insan merkezli temel değerlere saygı göstermeyi ve bu değerleri desteklemeyi taahhüt etmişlerdir.”

Analizin devamını okumak için tıklayınız.